Bağ-Kur Sigortalısına Müjde mi, Tuzak mı?
Dünya gazetesi yazarı Özgür Erdursun'un köşesine taşıdığı bu kritik analize göre söz konusu düzenleme, ilk bakışta herkesi kapsayan geniş bir reform izlenimi verse de gerçekte bazı gruplar için güçlü bir avantaj sunarken diğerleri için etkisi son derece sınırlı kalıyor.
Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan'ın açıklamalarıyla gündemin üst sıralarına oturan düzenlemenin yasal metni henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. Bu belirsizlik, farklı sigortalılık başlangıç tarihlerine sahip vatandaşlar arasında ciddi soru işaretleri doğuruyor. Mevcut sistemde Bağ-Kur emeklilik şartları sigortalı olunan tarihe göre farklılık gösteriyor. 8 Eylül 1999 ve öncesinde sigortalı olan erkekler 9.000 gün ve yaş şartı aranmaksızın, kadınlar ise 7.200 günle emekli olabiliyor. 9 Eylül 1999 ile 30 Nisan 2008 arasında sigortalı olanlar için kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaş şartıyla birlikte 9.000 gün gerekiyor. 1 Mayıs 2008 sonrasında sisteme girenlerde ise her iki cinsiyet için de 9.000 gün ve kademeli olarak 65 yaşa çıkan bir tavan söz konusu.
Asıl Kazanan Kim? 1999 Öncesi Sigortalılar Öne Çıkıyor
Erdursun'un analizine göre bu düzenlemeden en güçlü biçimde yararlananlar 8 Eylül 1999 öncesinde sigortalı olan Bağ-Kurlular olacak. Erkekler için 9.000 günden 7.200 güne düşüş ciddi ve somut bir avantaj anlamına gelirken, kadınlar için halihazırda 7.200 gün olan şartın 5.400 güne inmesi halinde çok daha erken emeklilik kapısı aralanabilecek. Bu grubun en önemli ayrıcalığı ise yaş şartından muaf olması; EYT kapsamında yer aldıklarından prim günlerini tamamladıkları an emekli olabiliyorlar.
1999 sonrası sigortalılar içinse tablo daha karmaşık. Bu grupta prim indirimi gerçekleşse bile yaş şartı ortadan kalkmıyor. Kadınlar 58, erkekler 60 yaşını doldurmak zorunda. Bu nedenle tek başına prim indirimi bu kesim için emekliliği öne çeken güçlü bir etken olmaktan uzak kalıyor. Asıl belirleyici unsurun kademeli emeklilik düzenlemesi olduğunu vurgulayan Erdursun, bu ek düzenlemenin gelmesi halinde 1999-2008 arası sigortalılar için gerçek anlamda bir kazanıma dönüşebileceğine dikkat çekiyor.
İhya Maliyeti ve Bağ-Kur'un Zorlu Gerçekleri
Düzenlemenin göz ardı edilen kritik bir boyutu daha var: ihya. Geçmişte Bağ-Kur primlerini ödeyemeyerek hizmet süreleri silinen ya da günleri dondurulan sigortalılar, emeklilik için gerekli güne ulaşmak istediklerinde silinen günleri ihya yoluyla yeniden satın almak zorunda kalıyor. Bu maliyetin 300 bin TL'den başlayıp 1 ila 1,5 milyon TL'ye kadar çıkabildiğini aktaran Erdursun, devletin bir yanda emeklilik hakkı tanırken diğer yanda ciddi bir prim tahsilatı yapacağının altını çiziyor.
Bunların yanı sıra Bağ-Kur sigortalılarının SSK'ya kıyasla yüzde 30-35 daha düşük aylık aldığı gerçeği de tablonun diğer yüzünü oluşturuyor. Prim ödeme yükümlülüğünün iş hayatı devam ettiği sürece sürmesi ise bu kesimin emeklilik planlamasını çok daha titiz bir hesaplama gerektiren karmaşık bir sürece dönüştürüyor.