Noter İşlemlerinde Doktor Raporu Krizi Hakkında Önemli Açıklama
Basında yer alan haberlerde, özellikle 65 yaş üstü vatandaşlardan herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın sağlık raporu istendiği ve bunun ayrımcılık olarak nitelendirildiği yönündeki iddialara sert bir yanıt geldi.
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'nun bir noterle ilgili verdiği kararın basında geniş yer bulmasının ardından konuya ilişkin farklı yorumlar yapıldığı görüldü. Noterler Birliği, bu haberlerin "devletin resmi mührünü taşıyan" noterlerin saygınlığını sarsmaya yönelik bir algı yarattığını ifade ederek, konuya açıklık getirme ihtiyacı duydu.
Yaş Sınırı Yok, Takdir Yetkisi Var
Noterler Birliği'nin yaptığı yazılı açıklamada, Noterlik Kanunu'nun 72. maddesi ile Noterlik Kanunu Yönetmeliği'nin 91. maddesine atıfta bulunuldu. Bu mevzuat çerçevesinde noterlerin, işlem yapan kişilerin ehliyet, yetenek ve irade durumlarını öğrenme, değerlendirme ve gerektiğinde tespit etme yükümlülüğü bulunduğu hatırlatıldı.
Açıklamada dikkat çeken en önemli nokta ise sağlık raporu talebinin herhangi bir yaş sınırına bağlı olmadığı vurgusu oldu. "Noter tarafından işlem ehliyetine ilişkin bir tereddüt doğması halinde, herhangi bir yaş sınırına bağlı olmaksızın, temyiz kudretinin ve işlem ehliyetinin varlığının doktor raporuyla belirlenmesinin istenebilmektedir" ifadeleri kullanıldı.
Bu değerlendirmenin tamamen noterin takdir yetkisi kapsamında olduğu ve her işlem özelinde ayrı ayrı yapıldığı vurgulandı. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü ile Türkiye Noterler Birliği'nin konuya ilişkin genelgelerinin bulunduğu, yerleşik yargı kararlarının da noterin bu takdir yetkisini doğruladığı belirtildi.
Koruma Mekanizması Olarak Sağlık Raporu
Noterler Birliği, sağlık raporu talebinin bir ayrımcılık değil, tam tersine bir koruma mekanizması olduğunun altını çizdi. Açıklamada, "Noter tarafından doktor raporu talep edilmesi, yalnızca hukuki işlemin güvenliğini sağlamak amacıyla değil, aynı zamanda tarafların ilerleyen süreçlerde herhangi bir hak kaybına uğramaması, işlemlerin sakatlanmaması ve ilgililerin yargısal ihtilaflarla karşı karşıya kalmaması için bir koruma mekanizması olarak öngörülmüştür" denildi.
Basında yer alan haberlerde münferit bir olayın, noterlik uygulamalarının tümüne ilişkin bağlayıcı kurallar gibi sunulmasının kamuoyunu yanıltıcı nitelikte olduğu vurgulandı.