Yargıtay Son Noktayı Koydu Emeklilik Hesabında Yeni Dönem Başlıyor

Sosyal güvenlik sisteminde milyonlarca çalışanı yakından ilgilendiren önemli bir yargı kararı gündeme geldi.
Yargıtay Son Noktayı Koydu Emeklilik Hesabında Yeni Dönem Başlıyor

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, farklı sosyal güvenlik kurumlarında hizmeti bulunan sigortalıların tüm primlerini birleştirmeye zorlanamayacağına hükmederek emeklilik uygulamalarında emsal niteliğinde bir karara imza attı.

Kararın temelini oluşturan davada, SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında çalışmaları bulunan bir vatandaşın emeklilik başvurusu değerlendirildi. Sigortalı, SSK'daki prim günleriyle emeklilik şartlarını yerine getirmesine rağmen, SGK son 7 yıllık hizmet süresinde Bağ-Kur günlerinin ağırlıklı olduğu gerekçesiyle başvuruyu reddetti. Kurum, vatandaşın Bağ-Kur şartlarına göre emekli olmasını ve daha fazla prim ödemesini istedi. Bunun üzerine sigortalı, Bağ-Kur hizmetlerinin değerlendirme dışı bırakılarak SSK ve Emekli Sandığı hizmetleri üzerinden emekli edilmesi talebiyle yargıya başvurdu.

Mahkemeler Sigortalının İradesini Esas Aldı

Davaya bakan İş Mahkemesi, sosyal güvenlik hukukunda dikkat çeken bir değerlendirme yaparak, kişilerin istemedikleri hizmet sürelerini birleştirmeye zorlanamayacağına karar verdi. Mahkeme, hak sahibinin iradesinin öncelikli olduğunu belirterek Bağ-Kur hizmetleri dışarıda bırakıldığında davacının SSK kapsamında emeklilik hakkını kazandığını tespit etti. Bu doğrultuda davacının haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine hükmedildi.

Karar, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da hukuka uygun bulunarak onandı. Ancak dosyanın taşındığı Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, dava dilekçesindeki talebin kapsamına ilişkin farklı bir değerlendirme yaparak yerel mahkeme kararını bozdu. Bunun üzerine İş Mahkemesi direnme kararı verdi ve davacının dilekçesinin bütünüyle incelendiğinde talebinin açık şekilde yalnızca Bağ-Kur hizmetlerinin dışlanması yönünde olduğu görüşünü savundu.

Hukuk Genel Kurulu Son Sözü Söyledi

Uyuşmazlığın taşındığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise yerel mahkemenin değerlendirmesini haklı buldu. Kurul, dava dilekçesinin yalnızca sonuç bölümünün değil, tamamının dikkate alınması gerektiğini belirterek sigortalının iradesinin açık olduğunu vurguladı. Böylece yerel mahkemenin direnme kararı usul ve yasaya uygun bulunarak kesinleşmiş oldu.

Kararın, farklı sosyal güvenlik statülerinde çalışmış binlerce kişi açısından emsal niteliği taşıdığı değerlendiriliyor. Buna göre, emeklilik hesabında sigortalının istemediği hizmetlerin zorunlu olarak birleştirilmesi yerine, hukuki şartların oluşması halinde kişinin lehine olan statülerin esas alınabilmesinin önü açılmış oldu.