Duşta Herkes Kullanıyor Ama Tehlike Saçıyor
Duş liflerinin gözenekli yapısı, cilt üzerinden uzaklaştırılan ölü deri kalıntılarının lif içerisinde kalmasına neden olabiliyor. Buna banyonun sıcak ve nemli ortamı da eklendiğinde bakteri ve mantarların çoğalması kolaylaşıyor.
Aynı lifin bir sonraki duşta yeniden kullanılması halinde lifte biriken mikroorganizmalar tekrar cilde temas edebiliyor. Bu durum özellikle hassas cilde sahip kişilerde veya cildinde açık yara ve sivilce bulunanlarda daha fazla sorun oluşturabiliyor.
Kaşıntı, Kızarıklık ve Folikülite Yol Açabilir
Uzmanlara göre yeterince temizlenmeyen ve kurutulmayan duş liflerinin sürekli kullanılması ciltte tahriş, kaşıntı, kızarıklık ve sivilce oluşumuna zemin hazırlayabiliyor.
Risklerden biri de kıl köklerinde meydana gelen iltihaplanma olarak bilinen folikülit. Cildin doğal bariyerinin zarar görmesi durumunda mikroorganizmaların daha kolay şekilde cilt dokusuna ulaşabileceği ifade ediliyor.
Duş sırasında cildin lifle çok sert şekilde ovulması da tahrişi artırabiliyor. Bu nedenle hem lifin hijyenine hem de kullanım şekline dikkat edilmesi gerekiyor.
3-4 Haftada Bir Yenilenmesi Öneriliyor
Duş lifinin her kullanımın ardından iyice durulanması ve tamamen kuruyabileceği havadar bir ortamda tutulması öneriliyor. Sürekli nemli kalan banyo içerisinde bırakılması ise mikroorganizmaların çoğalmasını kolaylaştırabiliyor.
Uzmanlar, kullanılan liflerin en geç 3-4 haftada bir yenisiyle değiştirilmesini tavsiye ediyor. Lifin kötü kokmaya başlaması, renginin değişmesi veya üzerinde gözle görülür kir oluşması durumunda ise bu süre beklenmeden değiştirilmesi gerekiyor.
Alternatif olarak cildin ellerle veya temiz pamuklu bezlerle yıkanabileceği belirtiliyor. Özellikle hassas, tahriş olmuş ya da açık yaralı ciltlerde lif kullanımının daha dikkatli yapılması gerektiği vurgulanıyor.