Geçmeyen burun akıntısının sebebi Alerjik Rinit olabilir
Uzmanlar, alerjik rinitin aslında vücudun bir savunma mekanizması olduğunu vurguluyor. Burundaki mukoza tabakası, dışarıdan gelen bazı maddeleri tehdit olarak algılıyor ve bağışıklık sistemi derhal alarma geçiyor. Toz, polen, küf mantarı, hayvan tüyü gibi günlük hayatta sıkça karşılaşılan ve aslında zararsız olan maddeler, hassas bireylerde aşırı bir tepkiye yol açabiliyor.
Belirtileri Tanımak Hayati Önem Taşıyor
Alerjik rinitin en sık görülen belirtileri oldukça rahatsız edici ve günlük yaşamı olumsuz etkiliyor. Su gibi akan burun akıntısı, burun tıkanıklığı, ardı arkası kesilmeyen hapşırma nöbetleri, göz ve burun bölgesinde yoğun kaşıntı, gözlerde kızarıklık, sürekli öksürük, geniz akıntısı ve horlama gibi belirtiler en yaygın olanlar. Ayrıca koku alma duyusunda azalma da sıkça karşılaşılan bir sorun.
Bu belirtiler genellikle ilkbahar aylarında ağaçların çiçek açmasıyla birlikte ortaya çıkıyor. Ancak yılın herhangi bir döneminde de kendini gösterebiliyor. Normal şartlarda 2-3 haftalık bir süre sonunda belirtilerin yavaş yavaş azalması ve tamamen kaybolması beklenir. Fakat şikayetler daha uzun sürelere yayılıyorsa ve günlük yaşamı ciddi şekilde etkiliyorsa, mutlaka bir Kulak Burun Boğaz (KBB) uzmanı veya Alerji ve İmmünoloji uzmanına başvurulması gerekiyor.
Hangi Kişiler Risk Grubunda?
Alerjik rinit her yaş grubundan insanda görülebilse de, bebekler arasında en az rastlanan durumlardandır. En yüksek risk 25-40 yaş aralığındaki bireylerde bulunuyor. Ailesinde astım veya alerji hikayesi olan kişiler, kapalı ve havasız ortamlarda uzun süre vakit geçirenler, hava kirliliğine maruz kalanlar ve polen yoğunluğunun fazla olduğu bölgelerde yaşayanlar özellikle dikkatli olmalı.
Kentsel yaşam tarzı, iç mekan hava kalitesinin düşük olması ve modern yaşamın getirdiği stres faktörleri de alerjik rinit riskini artıran unsurlar arasında sayılıyor. Sigara içenler veya sigara dumanına maruz kalanlar da bu rahatsızlığa daha yatkın hale geliyor.
Alerjik rinitin kesin bir tedavisi olmasa da, doğru yaklaşımlarla rahatsızlık kontrol altına alınabilir ve yaşam kalitesi önemli ölçüde artırılabilir. Öncelikle alerjene sebep olan maddelerden mümkün olduğunca uzak durmak kritik öneme sahip.